PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Köpek balığı ve Muhittin


cem kaptan
18-06-2007, 09:19 PM
Sene 93-94 yanılmıyorsam, bacanak, oğlu yani yeğenim Muhittin, ben, ahşap teknemizle, Muhittin'e balık tutturmaya gittik. Öğleden sonra 15.00-16.00 gibi.Ada önüne geldik, bacanak daha o zamanlar genç, çapayı attı.Çapa tutunca oltaları çıkardık, e yemlerde kesilmişti zaten yol boyunca. Taktık iğnelere, attık oltaları, kopezle başladık, arada bir karagözde geliyordu. Tuttuğumuz balıkları, ağdan ördüğüm sepetin içine atıyorduk. Sepette alüminyum sapından, ıskarmoza geçirilmiş, denize bırakılmıştı. Balıklar sepetin içinde yüzerken tazeliklerini koruyorlardı elbette. Etrafta bizim gibi bir kaç amatör daha akşamki nevaleyi çıkarmakla meşguldüler.Uyanık oğlan "enişte enişte bak balığa bak teknenin altında" diye bağırıyordu.Hani nerde derken balığı gördüm. Sepetin içindekilere gelmişti anlaşılan. Nasılda süzülüyordu. O kuyruk hareketleri muhteşemdi. Önce yeğenin sesini, bağırtılarını kestik. Bacanak talimatlarımla, kutudan çelik telli bedeni bulmaya çalışırken ben de balığı sardalyalarla yemliyordum ki kaçmasın. Sonunda çelik tel bulunmuş yemleme işini bacanağa bırakmış, ben de aceleyle olta yapımına girişmiştim.
0,40 misinanın ucuna bir fırdöndü, yarım kulaç yine 0.40 beden onun ucunada çelik telli bedeni bağlayıp bütün sardalyanın ağzına ilk iğneyi, sırtına ikinciyi, kuyruk kısmına da üçüncü iğneyi geçirip öylece attıverdim suya. Sardalya kendi ağırlığıyla çökerken, balığın hareketlerini de gözlemliyorduk. Teknenin altında daireler çizerek bir aşağı bir yukarı geziyordu. Ani bir kuyruk darbesiyle yön değiştirerek sardalyayı kapmıştı.Kuvvetlice çaldım hemen yanıt vermişti.Kasnağı ıskarmoza geçirdim. Misina hızla boşalıyordu. Bu arada tabi elime eldiveni geçirmiştim balık yakalanmadan.Arada bir parmak uçlarımla hızını kesiyor.Dönmesini sağlıyor, sonra tekrar bırakıyordum. Her seferinde yönünü değiştiriyordu.Sonuna gelmiştik misinanın. Eldivenler olmasaydı işim zordu rahat kesilirdi avuçlarım, parmaklarım.Ufaktı ama direnç göstermesini alkışlamak lazımdı.Ağır ağır ben çektim o yol istedi. Derken bordoya yanaşmıştı. Bacanak kepçeyi kapmıştı ama salla sırt yapıp alacaktım, onu içeri böylesi daha zevkli olacaktı. Zaten bütün iğneler ağzındaydı.Bacanak sallasırt yapacağımı anlayınca oğlanı kamara üstüne kendini de küpeşte üstüne atıverdi.Balık içerdeydi. Ordan oraya zıplıyor. Çıldırmış gibi kızgınlıkla, ne işim var benim burda diyordu.Hemen kafanın gerisinden tutup solungaçlarına bastırarak gözlerinin iki parmak gerisinden bıçakla çizdim. Doğru karaya, tam yol.Muhittin'in eline, solungaçlarından ip geçirdiğimiz balığı verdik.Savaş kazanmış komutan edasıyla, evin yolunu tutarken dudakları kulaklarına varıyordu hergelenin .

http://img55.imageshack.us/img55/7581/scan0012zz3na1.png (http://imageshack.us)

O resimde ki kız da benim kızım, oooo... şimdi oldu 19 yaşında.Ev halkı, alkış kıyamet.Nasıl yiycez bunu düşünceleri. Attık dolaba. Ertesi gün pazartesi.
Hepberaber toplandık bizde. Tulum çıkardım. Bir saat kadar beyaz şarapta beklettikten sonra. Bir kısmını ince dilimler halinde kesip tava, bir kısmını da, kuşbaşı doğrayıp, sosladıktan sonra şiş yaptık.Sevgilerimle,

http://img516.imageshack.us/img516/8871/scan0011st9zy2.png (http://imageshack.us)

Akın Altınok
18-06-2007, 10:17 PM
abi eline sağlık.Daha ne denir bilemiyorum.Hani insanın eline fırsat geçerde daha nasıl iyi değerlendirilebilirki.:) süper valla.Eline koluna sağlık...:)

baracuda_35x
18-06-2007, 10:27 PM
cem abi güzel paylaşımın için teş .acaba balıgı ne yaptı derken gördüm hakikatten eti lezetlimi sence? tarif edebilirmisin birkere yakaladım senin balıktan ufaktı.teş

AKIN74
19-06-2007, 12:29 AM
Anlatım ve paylaşım için teşekkürler abi, ben de tadını sormadan geçmeyeceğim...:)

Mehmet Pekmezci
19-06-2007, 09:09 AM
Hala anlatabildiğinize göre yakalanmasının yanında yemeside çok harika olmuş. :D Çok teşekkürler bunu paylaştığın için Cem abi. Sanırım sen biraz eskileri yad ettin "ah ah nerde o balıklar" dedin, bizde "vay be ne balıklar varmış eskiden" dedik. Bu benim burada yakalandığını gördüğüm en büyük köpekbalığı olması açısından da öönemli tabi.:)

cem kaptan
19-06-2007, 11:15 AM
Sevgili Rıdvan ve Akın kardeşlerim, Köpek balığını şiş yapıp restorantlarda Trança diye yutturulduğunu duymuş, "ulan bu insanlar salakmı, iki balığın lezzetini ayırt edemiyecek kadar" diye düşünüyordum. Trançayı da sonradan meşin olta ile tutup tatma olanağına sahip olduğumda anlamış oldum.Evet, gerçekten tat olarak, bir kaç ufak nüans dışında, Trançaya benziyordu.Şimdi o nüansları da sorarsanız anlatamam, her ikisinide yemeniz lazım anlayabilmeniz için.Her iki etin birbirinden ayırt edilebilmesi için, sadece ve sadece ön önemli nokta, Köpek balığı etinin kendine has kokusu.Daha önce Trança yediyseniz eğer, size Trança diye sunulan Köpek balığı etini mutlaka kokusundan anlayabilirsiniz.Sevgilerimle,

Mehmet Pekmezci
19-06-2007, 11:19 AM
Sevgili Rıdvan ve Akın kardeşlerim, Köpek balığını şiş yapıp restorantlarda Trança diye yutturulduğunu duymuş, "ulan bu insanlar salakmı, iki balığın lezzetini ayırt edemiyecek kadar" diye düşünüyordum. Trançayı da sonradan meşin olta ile tutup tatma olanağına sahip olduğumda anlamış oldum.Evet, gerçekten tat olarak, bir kaç ufak nüans dışında, Trançaya benziyordu.Şimdi o nüansları da sorarsanız anlatamam, her ikisinide yemeniz lazım anlayabilmeniz için.Her iki etin birbirinden ayırt edilebilmesi için, sadece ve sadece ön önemli nokta, Köpek balığı etinin kendine has kokusu.Daha önce Trança yediyseniz eğer, size Trança diye sunulan Köpek balığı etini mutlaka kokusundan anlayabilirsiniz.Sevgilerimle,

Bildiğim kadarı ile o kokunun nedeni de kaslarında dolaşan üre. Eğer köpekbalığının kanı hemen akıtılırsa o kokuda ortadan kaldırılabiliyor.

cem kaptan
19-06-2007, 11:29 AM
Bildiğim kadarı ile o kokunun nedeni de kaslarında dolaşan üre. Eğer köpekbalığının kanı hemen akıtılırsa o kokuda ortadan kaldırılabiliyor.

Demek oluyor ki Mehmet kardeşim, o zaman dışarda, Trança yemeyeceğiz, adamlar bize aslanlar gibi, Köpek balığını, Trança diye yedirirler....Biz de anlamayız.Katkından dolayı teşekkür ederim.İşte paylaşımın güzelliği, her gün yeni bir şeyler öğrenmek, öğrendiklerimizi başkalarına aktarmak...Sevgilerimle,

cahit
20-06-2007, 09:14 AM
Sevgili kardeşim,bir hikaye ancak bu kadar güzel anlatılabilir.Ne kadar güzel bir üslup..Tek kelime ile harika..Evet İstanbuldada Köpek balığını şiş yaparak satan bir çok restaurant var.Ama pek lezzetli olduğu söylenemez.Cem im paylaşımın için teşekkürler kardeşim.İstanbula geldiğinde sana iki duble attırdıktan sonra kimbilir neler dinlerim.Seni özlemeye başladım bile..

cem kaptan
20-06-2007, 09:19 AM
Sevgili kardeşim,bir hikaye ancak bu kadar güzel anlatılabilir.Ne kadar güzel bir üslup..Tek kelime ile harika..Evet İstanbuldada Köpek balığını şiş yaparak satan bir çok restaurant var.Ama pek lezzetli olduğu söylenemez.Cem im paylaşımın için teşekkürler kardeşim.İstanbula geldiğinde sana iki duble attırdıktan sonra kimbilir neler dinlerim.Seni özlemeye başladım bile..
Sevgili Cahit ağabeyim, geçmiyor günler, geçmiyor haftalar diye bir şarkı vardı değilmi? İşte İstanbul hasretimi anlatan sözler...Uzanıp Kanlıca'nın orta yerinde bi taşa, gözümün yaşını yüzdürürüm Hisar'a doğru....